Kanser söz konusu olduğunda birçok kişi tarama yaptırmayı, bir şikâyet ortaya çıktığında düşünür. Oysa taramanın mantığı tam da bunun tersidir. Amaç, henüz belirti vermeyen ya da çok erken evrede olan hastalığı yakalayabilmektir. Erken tanı sayesinde tedavi seçenekleri artabilir, daha ağır tedavilere duyulan ihtiyaç azalabilir ve yaşam kalitesi korunabilir. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal tarama programı kapsamında meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserler için yaşa göre düzenli tarama önerilmektedir.
Peki kanser taramaları ne zaman yapılmalı? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Yaş, cinsiyet, aile öyküsü, sigara kullanımı, daha önce geçirilmiş hastalıklar ve bazı genetik riskler tarama takvimini değiştirebilir. Yine de toplum genelinde kabul gören temel bir yol haritası vardır.
Kadınlarda meme kanseri taraması, Türkiye’de ulusal program kapsamında 40 ile 69 yaş arasında iki yılda bir mamografi ile yapılır. Sağlık Bakanlığına bağlı merkezlerde bu taramalar ücretsiz olarak sunulmaktadır. Meme kanseri açısından aile öyküsü bulunan, daha önce meme hastalığı nedeniyle takip edilen ya da doktoru tarafından yüksek riskli kabul edilen kişilerde ise tarama planı standart yaştan daha erken başlayabilir; bu durumda kişisel değerlendirme esastır.
Rahim ağzı kanseri taraması da düzenli takip gerektiren başlıca alanlardan biridir. Türkiye’de 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV-DNA testiyle tarama yapılmaktadır. Bazı sağlık müdürlüğü ve hastane kaynaklarında HPV testi veya Pap-smear testine dayalı tarama yaklaşımı da açıklanır; ancak ulusal uygulamada HPV temelli tarama öne çıkmaktadır. Özellikle uzun süre hiçbir jinekolojik şikâyeti olmadığı için kontrole gitmeyen kadınlarda, bu taramanın ihmal edilmemesi önem taşır. Çünkü rahim ağzı kanseri çoğu zaman erken dönemde belirgin bir yakınma vermeyebilir.
Kolorektal, yani kalın bağırsak kanseri taraması ise hem kadınlar hem erkekler için önemlidir. Türkiye’de 50 ile 70 yaş arasındaki kişilerde iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanır. Buna ek olarak bu yaş grubunda on yılda bir kolonoskopi önerilir. Kalın bağırsak polipleri ve erken dönem kanserler uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği için, “şikâyetim yok” düşüncesi taramayı ertelemek için doğru bir neden değildir.
Burada önemli bir nokta var: Tarama testi ile tanı testi aynı şey değildir. Tarama, hastalık belirtisi olmayan kişilere uygulanır. Kişide dışkıda kan, memede ele gelen kitle, anormal vajinal kanama, açıklanamayan kilo kaybı ya da uzun süren bağırsak alışkanlığı değişikliği gibi belirtiler varsa, artık sadece tarama zamanı değil, doğrudan hekim değerlendirmesi zamanı gelmiş demektir. Böyle durumlarda standart tarama takvimini beklemek doğru olmaz.
Aile öyküsü olan kişilerde konu daha da önem kazanır. Birinci derece akrabalarında meme, over, kolorektal veya rahim ağzı kanseri öyküsü bulunanlar; inflamatuvar bağırsak hastalığı olanlar; daha önce polip saptananlar ya da genetik risk taşıdığı bilinen kişiler, taramaya daha erken yaşta başlayabilir. Aynı şekilde uzun süre sigara kullanan kişilerde akciğer kanseri taraması da bazı ülkelerde özel risk grupları için ayrı olarak değerlendirilir; ancak bu konuda kişisel karar mutlaka doktorla birlikte verilmelidir. Türkiye’de toplum genelini kapsayan ulusal programın ana omurgası ise meme, serviks ve kolorektal kanser taramalarıdır.
Tarama yaptırmak için illa hastane hastane dolaşmak gerekmez. Aile hekimleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve KETEM’ler bu süreçte başvuru noktaları arasında yer alır. Pek çok ilde mobil tarama hizmetleri de yürütülmektedir. Bu da özellikle zamanı sınırlı olan ya da sağlık kurumuna gitmeyi erteleyen kişiler için önemli bir kolaylık sağlar.
Sonuç olarak kanser taraması, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, kişi kendini iyi hissederken değer kazanır. 40 yaşından sonra meme taraması, 30 yaşından sonra rahim ağzı taraması ve 50 yaşından sonra kalın bağırsak taraması düzenli sağlık takibinin parçası olmalıdır. Yaşa göre önerilen testleri zamanında yaptırmak, hem gereksiz korkuları azaltır hem de olası bir sorunun erken fark edilmesine yardımcı olur. En doğru tarama takvimi ise kişinin risk durumuna göre hekimiyle birlikte planladığı takvimdir.
Share this content:




Bir yanıt yazın